İnternet Tahsisli Sayılar ve İsimler Kurumu (Internet Corporation for Assigned Names and Numbers - ICANN) tarafından yürürlüğe girmesi kararlaştırılan Alan Adı Uyuşmazlıklarının Yeknesak Çözüm Politikası (Uniform Domain Name Resolution Policy - UDRP) ile alan adı uyuşmazlıkları bakımından tahkim yolu öngörülmüş olup, ICANN tahkim usulüne göre tahkime yetkili kılınan kuruluşlardan uyuşmazlık çözümü için en sık başvurulan kuruluş Dünya Fikri Mülkiyet Örgütü’dür (World Intellectual Property Organization - WIPO).
Tescilli marka/hizmet sahibi, alan adının tarafına devrini veyahut alan adının silinmesini ICANN tahkim usulüne göre WIPO nezdinde talep edebilir. Ancak talepte bulunan (şikayet eden) UDRP’nin 4(a) maddesi uyarınca; i.İhtilaflı alan adının, şikayet edenin üzerinde hak sahibi olduğu markayla aynı veya karıştırılma (iltibas) ihtimali yaratacak derecede benzer olduğunu, ii. İhtilaflı alan adıyla ilgili olarak şikayet edilenin hiçbir hakkı veya meşru menfaati bulunmadığını ve, iii. İhtilaflı alan adının kötü niyetle tescil edildiğini ve kullanıldığını ispatla mükelleftir.
Birinci bendin ispatı, her somut olay bakımından farklı şekilde ele alınmakla birlikte, bir alan adı şikayet edenin tescilli markasını tamamen içeriyor ise; ayniyet ve iltibas oluşturacak düzeyde benzerliğin var olduğu kabul edilmektedir (Bkz; Magnum Piering, Inc v. The Mudjackers and Garwood S. Wilson Sr., WIPO Dava No. D2000-1525). Alan adında markanın tamamının bulunduğu halde; alan adına tanımlayıcı ekler, (-) gibi işaretler ilave edilmesi ise iltibas ihtimalini ortadan kaldırmamaktadır.
İkinci bent açısından ispat yükümlülüğünün yerine getirilmesinin oldukça güç olduğu değerlendirilmiş olup, şikayet edilenin ihtilaflı alan adı üzerinde hak veya meşru menfaatinin bulunmadığı şikayetçi tarafından ‘’prima facie’’, bir diğer deyişle karine, olarak ortaya koyulabiliyor ise; ispat yükünün şikayet edilene geçtiği kabul edilmiştir (Bkz; Crotia Airlines d.d.v. Modern Empire Internet Ltd., WIPO Dava No. D2003-0455). Bu durumda ispat yükü yer değiştireceğinden, şikayet edilenin ihtilaflı alan adı üzerinde hak veya meşru menfaati bulunduğunu ispat etmesi gerekecektir.
Üçüncü bentte yer verilen alan adı kullanım ve tescilinin kötü niyetle yapıldığı hususunun ispatı için UDPR’de düzenlenen birtakım koşulların sağlanması gerekmekle birlikte her somut olay bazında farklı değerlendirme yapılmaktadır. Örneğin, uygulamada sıklıkla karşılaşıldığı üzere alan adının şikayet edilen tarafından tescilli marka/hizmet sahibine veyahut marka sahibinin rakibine fahiş fiyatlarla satılmaya çalışılması 4(a) maddesi uyarınca şikayet edilenin kötü niyetli kullanımını ortaya koymaya elverişli görünen hallerden bir tanesidir.
Alan adı ile marka hakkı ihlalinin önüne geçilebilmesi için bir diğer çözüm yolu, 6769 sy. Sınai Mülkiyet Kanunu’nun 7. ve 29. maddeleri doğrultusunda yetkili ve görevli mahkemeler nezdinde dava açmak suretiyle, ilgili siteye erişimin kalıcı olarak engellenmesini talep etmektedir.
'Mahkemece bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sırasında alınan bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre; davalı ...'ın söz konusu site ile bir ilgisinin bulunmadığı gerekçesiyle, ... hakkındaki davanın reddine, davalı ...'nun söz konusu sitenin sahibi olduğu gerekçesiyle davacının tescilli “...” ibareli markasına internet site alan adında aynen kullanmak suretiyle davacı markasına tecavüzde ve haksız rekabette bulunduğunun tespiti ile men ve ref'ine, karar kesinleştiğinde özetinin ilanına karar verilmiştir.
Kararı davalı (...) vekili temyiz etmiştir. Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davalı ... vekilinin bütün temyiz itirazları yerinde değildir.' ‘’ (T.C. YARGITAY 11. HUKUK DAİRESİ E. 2015/13656 K. 2017/1555 T. 15.3.2017)
Bu aşamda belirtmeliyiz ki, WIPO’ya başvuru hakkının kullanılması ulusal mevzuat uyarınca mahkemeye müracaat yolunu kapatmamaktadır. Nitekim WIPO nezdinde gerçekleştirilen tahkim yargılamasında, idari hakem heyeti bazı karmaşık uyuşmazlıkların çözümü için yeterli yetkilerle donatılmadıklarından bahisle; uyuşmazlığın mahkemeler nezdinde çözümlenmesinin daha doğru ve isabetli olacağı kanısına varabilmektedir. (Bkz; Levantur, S.A. v. Media Insight, WIPO Case No. D2009-0608)
Bununla birlikte, tahkim yargılaması aleyhine sonuçlanan tarafın genel yetkili mahkemeler nezdinde alan adı üzerinde hak sahipliği iddiası ile dava açması halinde WIPO hakem heyeti kararlarının icra edilebilirliğinin durdurulması mümkündür. Keza tahkim heyetince verilen kararlar icra edilmek amacıyla, WIPO Tahkim Divanı tarafından ICANN’e bildirilmekte ve karar ayrıca internette yayınlanmaktadır. Kararın ICANN’e tebliğini takiben 10 iş günü içerisinde, yetkili mahkemeler nezdinde dava açıldığı ispatlanırsa; açılmış olan davanın reddedildiği, geri alındığı veya taraflar arasında sulh vb. herhangi bir sebeple davanın sona erdiği kanıtlanıncaya kadar WIPO hakem heyeti kararlarının icrası ICANN tarafından yerine getirilmez.
6769 sy. Sınai Mülkiyet Kanunu’nun ‘’marka hakkına tecavüze ilişkin cezai hükümler’’ başlıklı 30. maddesinde başkasına ait marka hakkına iktibas veya iltibas suretiyle tecavüz ederek mal üreten veya hizmet sunan, satışa arz eden veya satan, ithal ya da ihraç eden, ticari amaçla satın alan, bulunduran, nakleden veya depolayan kişi bir yıldan üç yıla kadar hapis ve yirmi bin güne kadar adli para cezası ile cezalandırılacağı hükmüne yer verilmiştir. Bu doğrultuda, tescilli markaya alan adında veya ilgili sitenin içeriğinde yer vermek suretiyle markaya tecavüz eden şahıslara karşı ilgili madde uyarınca suç duyurusunda bulunulması mümkündür.