Bir mahkeme, habercilik özgürlüğünün ilgili kişinin mahremiyet haklarından daha ağır bastığına hükmederek, bir gazetenin reşit olmayanların cinsel istismarından suçlu bulunan bir kişinin kimliğini ifşa eden bir makaleyi hukuka uygun olarak yayımladığına karar vermiştir.
Mahkemeye göre söz konusu yayın, fiilen doğru ve ölçülü olduğu için Genel Veri Koruma Tüzüğü'nün 10. Maddesi ile uyumludur. Veri sorumlusu, ilgili kişinin iki reşit olmayan kıza yönelik cinsel istismardan aldığı mahkumiyeti bildiren bir makale yayımlayan ulusal bir gazetedir. Makale, ceza yargılamasına ilişkin bilgileri içermiş ve ilgili kişinin soyadını atlayarak sadece adıyla kimliğini belirtmiştir.
İlgili kişi, yayının özellikle Genel Veri Koruma Tüzüğü'nün 10. Maddesi uyarınca gizlilik ve veri koruma hakkına hukuka aykırı şekilde müdahale ettiğini ileri sürerek veri sorumlusuna karşı hukuk davası açmıştır. Kimliğinin ve mesleki geçmişinin açıklanmasının kendisini kolayca tanımlanabilir kıldığını ve ölçüsüz bir itibar zararına yol açtığını iddia etmiştir. Ayrıca, suçun nispeten hafif olduğunu ve bu tür müdahaleci bir haberciliği haklı çıkarmadığını savunmuştur.
Veri sorumlusu, habercilik özgürlüğü çerçevesinde hareket ettiğini ve kamuoyunu ciddi suçlar hakkında bilgilendirme görevini yerine getirdiğini savunmuştur. İlgili kişinin soyadı atlanarak kimlik tespitinin sınırlandırılması için yeterli özenin gösterildiğini ve haberciliğin doğru, dengeli ve kamu yararına olduğunu ileri sürerken; mahkeme, ilgili kişinin iddialarını reddetmiş ve yayının hukuka uygun olduğuna hükmetmiştir.
Mahkeme, Genel Veri Koruma Tüzüğü'nün 10. Maddesini uygularken gerekli olduğu üzere, ilgili kişinin Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin (“AİHS”) 8. Maddesi kapsamındaki özel hayata saygı hakkı ile veri sorumlusunun AİHS'nin 10. Maddesi kapsamındaki ifade özgürlüğü arasında bir dengeleme testi gerçekleştirmiştir. Dengenin veri sorumlusu lehine olduğu sonucuna varmıştır.
Özellikle mahkeme, makalenin doğru ve kesinleşmiş olgulara, yani bir ceza mahkumiyetine dayandığını belirtmiştir. İlgili kişinin suçu "hafif" olarak nitelendirmesine bakılmaksızın, reşit olmayanların cinsel istismarı, özellikle de çevrimiçi platformlar bağlamında ciddi toplumsal endişeler uyandırdığından, bu açıklama genel kamu yararını ilgilendiren bir tartışmaya katkıda bulunmuştur.
Mahkeme ayrıca ilgili kişinin mesleki geçmişini de dikkate almış ve mesleğinden bahsedilmesinin haklı olduğunu, çünkü bunun ceza tayininde önem taşıdığını ve bunun belirtilmemesinin aynı meslekteki diğer kişiler üzerinde haksız şüpheye yol açabileceğini saptamıştır. Mahkeme, itibarın zedelenmesinin kişinin kendi suç teşkil eden davranışının öngörülebilir bir sonucu olduğu durumlarda itibarın korunması hakkına dayanılamayacağını vurgulamıştır.
Son olarak mahkeme, veri sorumlusunun ölçülü hareket ettiğini, kimlik tespitini sınırlamak için yeterli adımların atıldığını ve yayının genel içeriği, biçimi ve sonuçlarının düzeltme veya tazminat gerektirmediğine karar vermiştir.
İlgili habere buradan ulaşabilirsiniz.